Yükleniyor...
Neredesiniz? :  Ana Sayfa  >  Aileler İçin Bilgiler  >  Gebelikte Dikkat Edilmesi Gereken Konular

Gebelikte Dikkat Edilmesi Gereken Konular

Ekleyen:   /   27 Ağustos 2012  /   Yorum Yok

Gebelikte doktor kontrolleri:

Gebelik öncesi muayene: Boy ve kilo ölçümleri yapılır ve ideal kilosundan fazla ya da az olan kadınlara öneriler ve bilgilendirme yapılır. Tansiyon ölçümleri yapılır. Şeker hastalığı sorgulaması ve risk faktörleri varsa taraması yapılır. Rahim ağzından tarama amaçlı sürüntü (smear) alınır. Rubella ve Hepatit B bağışıklığına bakılır. Abdominal ve pelvik muayene yapılır.

Gebelik sırasında her muayenede yapılacak işlemler: Fizik Bakı ve Tarama İşlemleri, Kilo, Kan basıncı, Fetal Kalp sesleri dinlenir (2. muayeneden sonra), Fundus yüksekliği (3. muayeneden sonra), NST ve Biyofizik profil (32. hafta sonrasında), Ostetrik USG (Opsiyonel).

1. muayene: İlk gelişte gebeliğin doğrulanması yanında sağlıklı bir gebelik varlığı da değerlendirilmelidir. Gebelik testleri gebeliğin dış gebelik olup olmadığı veya sağlıklı olup olmadığı konusunda yeterli bilgi vermezler gebelik kesesi içinde bebek ve bebeğin kalp atımları görülünceye kadar 10-15 günlük kontroller yapılır. Takiben gebelikte gerekli kan tahlilleri istenir.

2. muayene (11-13 Hf): Bu muayeneye özel olarak bebeğin ense deri kalınlığına, burun kemiğine bakılır. Bu bulgular genetik bazı hastalıkların (Down Sendromu) taranmasında kullanılan ilk üçay testi (2’li test) olarak adlandırılan test için gereklidir. Bu muayenede ayrıca bebeğin ilk bedensel değerlendirmesi de yapılır. (Vitamin ve Demir desteği gerekiyor ise bu dönemde başlanabilir)

  • 2’li test: Down sendromu adı verilen ve bebekte zeka geriliğine neden olan kromozom hastalığına yönelik olarak yapılır. Testin güvenilir olması için ölçümün doğru olarak ve bu gebelik haftalarında yapılması gereklidir. Ayrıca kanın güvenilir bir merkezde değerlendirilmesi de önemlidir.

3. muayene (16-18. Hf): Bebeğin gelişimi ve bedensel durumu değerlendirilir. Yine Down Sendromuna karşı tarama amaçlı kullanılar ikinci üçay testi (3’lü test) bu dönemde yapılabilir. Testler sonucunda gerekli görülürse amniosentez (bebeğin içinde yüzdüğü sıvıdan örnek alıması işlemi) bu haftalarda yapılır.

  • 3’lü test: Down sendromu adı verilen ve bebekte zeka geriliğine neden olan kromozom hastalığına yönelik olarak yapılır. Testin güvenilir olması için ölçümün doğru olarak ve bu gebelik haftalarında yapılması gereklidir. Ayrıca kanın güvenilir bir merkezde değerlendirilmesi de önemlidir.

4. muayene (18-23 Hf): Ultrason ile yapılan detaylı inceleme ile bebekte bedensel anomali olup olmadığına bakılır. Bebeğin gelişmişliği ve dokuların olgunlaşması göz önüne alındığında yapısal anomaliler açısından bebeğin en iyi değerlendirilebildiği dönem bu dönemdir. Bu dönemden sonra bebek büyüdüğü ve etrafındaki sıvı nispi olarak azaldığı için bebeğin iç organlarının değerlendirilmesi daha zorlaşır. Ayrıca bazı anomalilere yaklaşım açısından da geç kalınmış olur. Bu nedenle bu dönemde bebeğin deneyim ve fiziki şartlar açısından yeterli bir merkezde iyi bir değerlendirmeden geçirilmesi çok önemlidir.

5. muayene (24-28. Hf): Glukoz yükleme testi yapılır. Tetanoz aşısı yapılabilir.

6. muayene (32. Hf): Bebeğin gelişmesine bakılır.

36’dan doğuma kadar her hafta kontrol yapılır (Bebeğin gelişmesine bakılır. Bebek kalp atımları testi yapılır. Bebeğin anne karnındaki iyilik hali değerlendirilir)

Gebelikte beslenme:

Genel olarak doğurganlık çağındaki kadınların folik asit ile güçlendirilmiş gıdalardan, ek vitaminlerden veya diyetten günde 400μg folik asit almaları önerilmektedir. Gebelik sırasında kadınların bu kaynaklardan 600μg folik asit almaları önerilmektedir. Çoğul gebeliklerde, sigara ve ilaç bağımlılarında, tamamen vegetariyen diyet alanlarda ve danışmanlığa rağmen yeterince beslenemeyenlerde multivitamin preparatlarının kullanımı önerilmektedir. Diyetle yeterli kalsiyum alamayan gebelere kalsiyum desteği önerilmektedir. Gebe kadınlara önerilen günlük kalsiyum dozu 1000mg dır. Günde 600mg’dan daha az kalsiyum alınımı yetersiz alım olarak tanımlanmaktadır. Gebelikte vitamin D’nin etkinliği konusunda yeterince kanıt yoktur. Yararı konusunda yeterli kanıt olmadığı için gebelik sırasında tüm gebe kadınlara rutin olarak D vitamini verilmesi önerilmemektedir. Tüm gebe kadınlara rutin olarak demir desteği önerilmemektedir. Hemoglobin düzeyi normal olan (Hb>10g/dl) gebelere rutin demir desteği verilmesinin anne ve fetüs sağlığı için bir yararı veya zararı yoktur, buna karşılık istenmeyen yan etkileri ortaya çıkabilir.

Gebelikte kilo alımı: Gebelik süresince alınan kilo ve gebelik öncesi kilo, doğacak bebeğin kilosu ile doğrudan ilişkilidir. Buna göre gebelik öncesi kilosu fazla olup gebelikte çok fazla kilo alan annelerin bebekleri büyük; gebelik öncesi kilosu düşük ve gebelikte az kilo almış annelerin çocukları ise küçük doğacaktır. Gebelikte ortalama normal kilo alımı 9-12.5 kilo kadardır. Gebeliğin başında kilolu olan gebeler gebelik boyunca toplam 8-9 kilo, normal kiloda olanlar 10kilo ve gebelik öncesinde aşırı zayıf olan gebeler ise 12.5-13kilo almalıdırlar. Gebeliğin ilk üç ayında normal kilo artışı 1-1.5 kilo kadardır. İlk üç aydan sonra haftada ortalama 0.4 kiloluk kilo alım hızı normaldir. Gebelikte aşırı kilo alımı hipertansiyon ve zor doğuma neden olabilir. Kilo alamama ise bir tehlike işareti olabilir. Gebeliğin 20. haftasında 5kg’dan az bir kilo artışı varsa beslenme alışkanlıkları yeniden gözden geçirilmelidir.

Sigara ve alkol kullanımı: Gebelikten önce içtiğiniz sigaranın gelişmekte olan bebeğe zarar verdiğine dair kanıt bulunmamaktadır. Ancak gebelik sırasında özellikle 4. aydan sonra sigara içmenin zararları belgelenmiştir. Sigara içiminin yol açtığı olumsuz durumlar arasında, düşük yapma, bebek ölümü, erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirmek sayılabilir. Diğer yandan, gebelikte kullanılan alkolün dolaşıma geçerek bebeğinizde, zeka geriliği, gelişme bozuklukları, yüz anomalileri, ölü doğum gibi bir takım sorunlara neden olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle, gebelikte alkol kullanmamalısınız.

Gebelikte çalışma: Gebe kadınların çoğunluğu evleri dışında çalışma hayatına atıldıkları için, tüm gebeler için çalışma yerine ait risk faktörleri değerlendirilmelidir. Çalışma hayatı tek başına gebelik sırasında risk oluşturmamaktadır. Çalışan kadınlar arasında, erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek ve fetal anomali oranlarında ayrıca doğum öncesi bebek kaybı oranlarında artış olmamaktadır. Gerçekte çalışan kadınlarda kötü sonuçlarla ilgili daha düşük risk olması çalışan kadınların demografik yapılarına ve davranış özelliklerine bağlıdır. Bazı çalışma koşulları gebelikte artmış erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve gebeliğin uyardığı hipertansiyon riski ile beraber görülürler. Bu koşullar: Günde 10 saatten fazla, haftada 36 saatten fazla çalışmak, Uzun süre ayakta kalmak (6 saatten fazla), Ağır kaldırmak, Aşırı gürültülü ortamda çalışmak, Aşırı yorgunluk hali (4 saatten fazla ayakta kalmak, stres, çalışma yerinin soğuk ve gürültülü olması) olarak sıralanabilir. Meslek nedeni ile toksik kimyasallara, anestezik ajanlara, solventlere ve pestisid’lere maruz kalmak düşük, anomali ve kötü gebelik sonuçlarını arttırabilir.

Gebelikte egzersiz: Normal bir gebelikte ağır olmamak koşulu ile egzersizin zararlı bir etkisi yoktur. Ancak gebe kadınlar gebelikleri sırasında karın bölgesine gelebilecek sarsıntı riski taşıyan (yakın dövüş, tenis vb) sporlardan, düşme riski taşıyan ve aşırı eklem zorlanmalarına yol açan sporlardan ve fetal doğum anomalilerine ve fetal dekompresyon hastalığına yol açan dalma gibi sporlardan uzak kalmalıdırlar.

Gebelikte kişisel bakım: Gebelikte hormonların etkisiyle anne adayları daha çok terlerler. Bu nedenle de özellikle yaz aylarında günde birkaç kez duş alma ihtiyacı hissedebilirsiniz. Gebelikte banyo yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri küvetli banyo kullanılıyorsa, küvete girip çıkarken kaymamak için gerekli önlemleri almaktır. Gebelikte bedeninizin ağırlık merkezi değiştiğinden ve yine ani kalkmalarda tansiyonunuz düşmeye eğilimli olduğundan küvete girerken ve küvetten dışarı çıkarken bu noktaya özellikle dikkat etmelisiniz. Küvette yatmak ya da oturmak yerine, ayakta duş şeklinde banyo yapmayı tercih etmelisiniz. Gebelik öncesi dişlerinize verdiğiniz önemi gebelikte de aynen sürdürmelisiniz. Günde dişlerinizi en az iki kez fırçalayın. Gebelik gerekli dental tedaviye bir engel oluşturmaz. Diş çürüklerinin gebelik tarafından kötüleştirildiği bilgisi dayanıksızdır.

GEBELİKTE GÖZLENEN ŞİKÂYETLER:

Bulantı ve kusma: Gebeliğin erken döneminde gebelik hormonlarının etkisiyle özellikle sabahları bulantı şikayetleri sıklıkla meydana gelir. Bunda mide-barsak sistemindeki değişikler de rol oynayabilir. Mide gebelik hormonlarının etkisiyle daha geç boşalır. İlk gebeliklerde, genç yaşta gebe kalanlarda ve çoğul gebeliklerde bulantı daha şiddetli olabilir. Yatağınızın kenarında kraker ya da bisküvi benzeri gıda maddelerini hazır bulundurun. Sabah bunları yedikten sonra yataktan kalkın. Günlük öğününüzü üç öğünde değil beş ya da altıya bölerek alın. Yemek sırasında fazla sıvı almayın. Sıvıları yemekler arasında alın. Midenize ve barsaklarınıza dokunan yiyeceklerden uzak durun. Bu önlemlerle şikayetleriniz geçmezse doktorunuza tekrar başvurmalısınız.

Mide yanması: Mide yanmasının nedeni, mide içeriğinin yemek borusuna doğru geri kaçmasından (reflü) oluşur. Gebeliğe bağlı genel düz kas gevşemesinin mide-yemek borusu arasındaki sfinkteri (kapağı) zayıflatması temel nedendir. Özellikle gebeliğin son dönemlerinde büyüyen uterusun mideye baskı yapması da yakınmaları artırır. Yatar durumda şikayetler daha belirgin hale gelir. Bulantı ve kusmayı önlemek için yaptığınız önlemler mide yanmanızı da engelleyecektir. İlaç tedavisine geçmeden önce sizin yapabilecekleriniz, midenizi fazla doldurmamaya özen göstermek, baharatlı ve yağlı yiyeceklerden uzak durmak, yemekten sonra en az bir saat uzanmamak ve yatar konumdayken başınızı ve göğüs kafesinizi mide seviyesinden yukarıda tutmak için ek yastık kullanmaktır.

Sık idrara çıkma hissi: Büyümekte olan rahim yakın komşuluğunda bulunan mesaneye (idrar kesesi) baskı yaparak bu organın dolma kapasitesini azaltır. Böylece mesanede az miktarda idrar biriktiğinde bile idrar yapma ihtiyacı uyanır. Özellikle ilk üç ayda ve son üç ayda sık idrara çıkma ihtiyacı hissedebilirsiniz. Ayrıca hapşırırken, öksürürken ve gülerken de idrar kaçırabilirsiniz. Bunun nedeni, büyüyen rahmin idrara torbasına yaptığı baskıdır. İhtiyaç hissettiğiniz her an idrarınızı yapın. İdrarınızı tutmak, idrar torbasının tam boşalmamasına neden olur ve bu, idrar yolların enfeksiyona neden olabilir.

Gebelikte göğüslerden süt gelmesi: Özellikle gebeliğin ikinci yarısından sonra göğüslerinizden süte benzeyen bir sıvı gelebilir. Prolaktin hormonu salgısına bağlı olarak üretilen ve kolostrum adı verilen bu sıvı esas süt yapımına hazırlık aşamasında üretilen bir sıvıdır. Gebelikte göğüslerden süt gelmesi ileri inceleme ve tedavi gerektiren bir durum değildir. Göğüslerinizden gelen sıvının süte benzemediği hissini taşırsanız bu durumu doktora iletin. Meme uçlarınızı kontrol amacıyla asla sıkmayın.

Yorgunluk ve aşırı uyku hali: Özellikle gebeliğin ilk dört aylık döneminde anne adayları kendilerini aşırı yorgun ve uykusuz hissedebilirler. Vücudunuzun gebeliğe uyumu sırasında gelişen bu durum, bir hastalık belirtisi değil, tamamen normal bir süreçtir. Gebeliğin 3. ayından itibaren tekrar eski uyku düzeninize kavuşacağınızı bilmeniz belki de yeterli olacaktır. Gebeliğinizin son dönemlerinde ise uyuma güçlüğü yakınması ile karşılaşabilirsiniz. Bunun sebebi sık idrara gitmek ve bebeğinizin hareketleri olabilir. Telaşlanmamanız önemlidir. Ilık bir duş, ılık bir bardak içecek, kitap okumak yararlı olabilir. Çay, kahve, kola gibi içeceklerden özellikle gece kaçınmalısınız. Gebeliğinizin son dönemlerinde endişelere bağlı uyku problemleri, korkutucu rüyalar gibi yakınmalar görülebilir. Uykusuzluk probleminizi doktorunuzla görüşünüz.

Kramplar: Bacaklarada kramplar üçüncü aydan sonra sık görülür. Genellikle geceleri oluşur. Bacak kramplarının gerçek nedeni belli değildir. Fakat kalsiyum alımındaki yetersizlik, yorgunluk veya sinirler üzerine uterusun yaptığı basınç ağrıya neden olabilir. Çeşitli egzersizlerle, masaj, bölgesel sıcak uygulama gibi önlemlerle, dinlenmeyle, kalsiyumdan zengin dengeli beslenmeyle bu krampların hafiflemesi mümkündür. Uzun süre oturmaktan veya uzun süre yürümekten kaçının. Şikayetlerinizin geçmemesi durumunda doktorunuzun önerisiyle kullanacağınız kalsiyum veya magnezyum içeren ilaçlar yardımcı olabilir.

Cilt değişiklikleri: Gebelikte salgılanan hormonlar ciltte değişikliklere neden olabilirler. Yüzde, gözlerin etrafında daha belirgin olarak ortaya çıkan renk değişikliklerine kloazma  (gebelik maskesi) adı verilir. Kloazma gebelikten sonra genellikle kaybolur. Gebelik sırasında cilt kararması; gögüs uçları, kasık bölgesi ve göbek çevresinde belirgindir. Gebelik sırasında kloazma güneş ışığı ile daha da kötüleşebilir. Bu durumda fazla güneşe maruz kalmayın. Dışarıda olduğunuz zaman vücudunuzu en az 15 koruma faktörlü bir güneş kremi ile koruyun.

Seyahat: Sağlıklı kadınlarda seyahatin gebelik üzerine zararlı bir etkisi yoktur. Otomobil ile yapılan yolculuklarda, bacaklarınızdaki dolaşımı sağlamak için iki saatte bir 15-20 dakikalık aralar vermelisiniz.

Kabızlık: Gebelikte kabızlık sık rastlanan bir belirtidir. Gebelik hormonları tüm düz kaslarda olduğu gibi sindirim sisteminin düz kaslarında da gevşemeye neden olurlar. Bu gevşeme barsak hareketlerinin yavaşlamasıyla sonuçlanır. Ayrıca gebeliğin son dönemlerine doğru iyice büyümüş olan uterusun kalın barsağa baskı yapması da kabızlık gelişmesini kolaylaştırıcı bir etkendir. Bu problemle baş etmenin en önemli yolu diyetinizi düzenlemektir. Zengin lifli yiyecekler ve fazla sıvı alma kabızlığı önler veya hafifletir. Meyve ve sebzeler ihtiyacınız olan lifi sağlar. İşlem görmemiş kepek, tam tahıl ürünleri tüketilmeli, düzenli egzersiz yapılmalı, meyve suyu yerine meyvenin kendisi tercih edilmelidir. Kabızlık ayrıca gebeliğin son dönemlerinde hemoroit (basur) oluşumunu artırır Kabızlığı önlemek için alacağınız önlemler hemoroitlere bağlı şikayetlerinizin azalmasını sağlayacaktır. Hemoroitler şiddetli ağrı ve/veya kanama yaptıklarında mutlaka doktor değerlendirmesi gerekir.

Akıntı: Birçok kadının gebelik sırasında vaginal akıntıları artmaktadır. Bunun nedeni üreme organlarındaki bezlerden salgılanan hormonların etkisiyle mukus üretiminin artmasıdır. Bu nedenle daha önceden hiç akıntı şikayetiniz olmasa bile gebelikte günlük ped kullanacak şiddette koyu kıvamlı ve açık renkli vajinal akıntı ortaya çıkabilir. Vagina ve kasık bölgesi mümkün olduğunca temiz ve kuru tutulmalı, rahat ve bol giysiler giyilmeli, sentetik çamaşırlar giymekten kaçınılmalı, pamuklu iç çamaşırları tercih edilmelidir. Akıntınız beyaz renkli ya da renksiz ise, kötü koku içermiyorsa, beraberinde kaşıntı, idrar yaparken yanma ve ağrı gibi belirtiler yoksa bu büyük olasılıkla fizyolojik bir akıntıdır. Fizyolojik olmayan akıntıların nedeni vajinit ya da diğer genital sistem enfeksiyonları olabileceği gibi, özellikle ileri gebelik haftalarında sizin akıntı sandığınız sıvı erken membran rüptürü (suların erken gelmesi) neticesinde boşalmaya devam eden amnion sıvısı da olabilir. Bu durumda hemen doktorunuza başvurmalısınız.

Facebook Twitter Email

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu yazı da ilginizi çekebilir...

microcephaly

0- 24 Ay: Kız- Yaşa Göre Baş Çevresi ve Boya Göre Ağırlık Değerleri

Devamını Oku →